in

Aşırı Kilo Alma , Şişmanlık nedir?

Aşırı Kilo Alma , Şişmanlık nedir?

ŞİŞMANLIK

Normalde yağ dokusunun ağırlığı toplam beden ağırlığının yüzde 16-18′ini geçmez. Bu oranın yüzde 30′u aştığı her kişi şişman sayılır. Canlı bir kişinin yağ ağırlığını saptamak güç olduğundan, gerçek ağırlığı kuramsal ağırlığının çok üstünde olan ve doğal olarak bu ağırlık fazlalığı ödemlere ya da kas kütlesi artışına değil de yağa bağlı bulunan kişilerde, şişmanlıktan sözedilir. Kuramsal ağırlık pekçok formülle hesaplanabilir. En çok kullanılanı, Lorentz formülüdür.

Yaygın bir inancın tersine, alışılmış şişmanlık (ya da adi şişmanlık), bir içsalgı bezi işlevi düzensizliğine değil, kalori bakımından çok zengin ve dengesiz bir beslenmeye bağlıdır. Nitekim, bütün tüketim toplumlarında şişmanlığın çok sık görülmesinin nedeni budur.

Şişmanlık gerçek bir hastalıktır; kalp-damar; akciğer, metabolizma (damla hastalığı, şeker hastalığı) ve romatizma hastalıkları gibi birçok ciddi ihtilata yolaçar. Bu tehlikeler, her şişmanlığın mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini açıklar. Tek teda visi, az kalorili beslenme rejimidir.

NEDENLER

Şişmanlık kuramsal olarak yağ hücresi (adiposit) fazlalığına bağlı olabilir. Gerçekten, ilk çocuklukta aşırı yemek etkisiyle bazen çok şiddetli bir yağ hücresi artışı olursa, bu artış çok geçmeden kalıcı bir durum alabilir. O halde, yağ hücresi sayısı artışı yoluyla oluşan şişmanlıkların kökeni çok küçük yaşlardadır ve daha sonra yağ hücrelerinin sayısı azaltılamasa bile, hiç değilse hücrelerin her birinin depoladığı yağ miktarı azaltılabilir. Süt çocuğunda kilo fazlalığı, çoğumuzun düşündüğü gibi bir sağlık belirtisi olmayıp, tersine çocuğun geleceğini ciddi biçimde tehdit edebilir (özellikle şeker hastalığı nedeniyle).

Şişmanlığın temel özelliği, ölçüsüz olarak genişleyen ve yağ depolarıyla şişen yağ hücrelerinin belirgin büyümesidir. Bu yüklenmenin ilk ve ana nedeni, harcanana oranla fazla besin alınmasıdır.

Hareketsiz insanın beden etkinliği azdır ve çok yer. Bununla birlikte, bazı kişilerin iştahlı olup zayıf kalabildikleri, buna karşılık bazılarının az yemek yedikleri halde şişman oldukları bir gerçektir. Bu durumda, yağ hücrelerinin yağ yapımındaki anormal tutumunu açıklayabilmek için, bir enzim düzensizliği (metabolizma tepkimelerini kolaylaştıran ve hızlandıran bir enzim), bir sinir sistemi ya da içsalgı bezleri düzensizliği sorumlu tutulabilir.

TEŞHİS Klinik belirtiler

Fazla yemeye (yemekler arasında atıştırılan küçük pastalar ve şekerlemeler) bağlı olan ve bedensel etkinliklerle karşılanamayan adi şişmanlığa, 40-65 yaşlar arasındaki kişilerde çok sık raslanır.

Erkekte yağ fazlalığı daha çok boyna, enseye ve göğse oturur. Kadında ise memelerde, omuzlarda, kalçalarda ve bacakların üst bölümündedir. Gerçekte, görünümler bu kadar kesin değildir. Aynı kişide hem erkek tipinde (android) şişmanlık; hem kadın tipinde (jinoid) şişmanlık görülebilir. Aynı biçimde, bir kişide genellikle karşı cinste görülen bir yağ fazlalığı tipi saptanabilir. Bazen, kas kütlesi artışı (ya da yalancı artışı) eklenir. Bu anormallik erkekte, baldırlar düzeyinde kolayca görülebilir.

Tamamlayıcı muayeneler

Klinik veriler, sinirsel ya da içsalgı bezleriyle ilgili bir nedene yöneltiyorsa, varsayımı doğrulamak ya da çürütmek için bazı incelemeler (böbreküstü hormonlarının sidikle atılma ürünlerinin ölçülmesi, kan iyot düzeyi ölçümü, beyin elektrosu, v.b.) istenir. Bu pahalı incelemeler, ancak özel bir nedenden kuşkulanılan kişilere uygulanırlar.

Şişmanlığın etkilerini değerlendirebilmek için, sistemli olarak şunlar istenmelidir:

— şeker hastalığı aramak için, kan şeker düzeyi, sidik şeker düzeyi ölçümleri ve şeker yükleme testi;

— damla hastalığı aramak için, kan ürik asit düzeyinin ölçülmesi;

— yükselmeleri damar sertliği oluşumunda rol oynayabilen kan lipit düzeyi, kan trigliserit düzeyi ve kan kolesterol düzeyi ölçümleri;

— şişmanlardaki solunum yetmezliği çoğunlukla alyuvar artışıyla birlikte görüldüğünden, kan formülü.

EVRİM

Tedavi edilmezse, şişmanlık, birçok ihtilata yol-açabilir. Şişmanların ortalama ömrü genel topluma oranla daha kısa olduğundan, A.B.D ‘ndeki sigorta şirketlerinin şişmanlara yaşam sigortası yaparken bir ek prim almaları, anlamlı bir örnektir.

Beslenme rejimi yeterince erken düzenlenirse, ihtilatların ortaya çıkışını engeller.

İhtilatlar Enfeksiyon ihtilatları

Şişmanları sağlam ve sağlıklı kişiler sayan yaygın inancın tersine, şişmanlar mikrop saldırılarına daha az dirençlidirler. Nitekim derinin kıvrım yerlerinde sürtünmeye bağlı oluşan kırmızı lekelere mikropların da eklenmesiyle oluşan pişikler şişmanlarda daha sık görülür. Ayrıca, şişman kişiler ameliyat olduklarında, ameliyat sonrası dönem uzamakta ve ihtilatlara daha sık Taşlanmaktadır. Bunun yanısıra yağlılık, girişim sırasında cerraha ciddi sorunlar yaratmakta ve yaranın iyileşmesi de güçlükler doğurabilmektedir.

Metabolizma ihtilatları

Metabolizma, şişmanlığın en sık bozduğu süreçlerden biridir.

Şeker düzenlenmesi bozuklukları

Kilo fazlalığının şeker hastalığına hazırlayıcı bir etmen olduğu kuşku götürmez. Şeker hastalarının yüzde 70′i, hiç değilse hastalıklarının bir döneminde şişmandırlar ve şişman kişilerin ortalama l/3′ü şeker hastalığına yakalanırlar. Kilonun azaltılması, metabolizma bozukluğunu yoketmeye ve bir ölçüde ihtilatlan önlemeye yeterlidir. Bu ihtilatlar özellikle kalp-damar sistemiyle ilgilidirler; şişmanlık tedavi edilmezse, çok geçmeden belirirler.

Şeker düzenlenmesi bozuklukları, kanda insü-lin (pankreasta yapılan, şeker hastalığına karşı etkili hormon) artmasına bağlı olarak kan şeker düzeyi düşüklüğü (hipoglisemi) nöbetleri biçiminde de belirebilir. Nöbetler yorgunluk, sinirlilik, geçici

bayılmalar, solukluk, terleme, kişi açken apansızın ortaya çıkan fenalaşma duygusu biçiminde yansırlar. Bu bozukluklar şekerli besinler alınmasıyla düzeltilir. Ne var ki, önlem şişmanlığı korur ve böylece gerçek bir kısır döngü oluşur.

Kan şeker düzeyi düşüklüğü, şeker hastalığı tipinde bir şeker yükleme eğrisiyle birlikte bulunabilir.

Kan ürik asit düzeyi artışı

Kanda ürik asit düzeyi artışı (hiperürisemi), şişmanlığın sık raslanan başka bir ihtilatıdır. Özellikle zayıflatma tedavisinin başlangıcında, damla hastalığı nöbetlerine yolaçabilir. Özel olarak tedavi edilmelidir.

Lipit metabolizması bozuklukları

Şişmanlarda safra taşlarına sık Taşlanmasının lipit (yağ) metabolizması bozukluğuyla ilgili olduğu sanılmaktadır.

İçsalgı bezleriyle ilgili ihtilatlar

Özellikle erkek tipinde şişmanlık, böbreküstü bezlerinin aşırı çalışmasına yolaçabilir: Böbreküstü bezlerinin aşırı miktarda salgılama yapmaları nedeniyle, böbreküstü hormonlarının sidikle atılan 17-keto ve 17-hidroksisteroyitler gibi yıkılma ürünlerinin artması ve deride çatlaklar görülmesi. Bu tepkisel böbreküstü bezi aşırı çalışmasının, gerçek bir Cushing sendromundan (birincil böbreküstü bezlerinin aşırı çalışması) ayırdedilmesi güç olabilir. Çünkü Cushing sendromu da yağların bedende anormal dağılımına yolaçar.

Kadın hastalıklarıyla ilgili ihtilatlar

Kadın hastalıkları açısından, şişmanlığın yansıması değişkendir. Şişman kadınlarda, âdetten kesilmeye sık raslamr.

Solunum ihtilatları

Şişmanlık, solunum işlevi bozukluklarına yolaçar. En açık belirti, en küçük çaba harcamada soluk soluğa kalmadır. Artmış karın içi basınç, diyaframı yukarı iterek akciğerleri sıkıştırır; ayrıca havalanma da azalmıştır. Oluşan solunum yetmezliği, alyuvar sayısı artışına (poliglobüli) ve dudak, kulak ve tırnakların morarmasına (siyanoz) neden olur. Solunum yetmezliği çeken şişmanlara özgü bir klinik sendromudur (Pickwick sendromu). Şişmanlık, solunum bozuklukları ve uyku eğilimi bir aradadır. Hasta dikkatini dağıtınca (ne durumda olursa olsun, ister çalışıyor, ister konuşuyor olsun) uykusu gelir. Bu son durum, kandaki süreğen karbondiycksit birikmesinin sonucudur. Damar ihtilatları

Kalp-damar ihtilatları, ya doğrudan doğruya ya da birlikte bulunan bir şeker hastalığı aracılığıyla, şişman kişilerde ölümlerin yüzde 60′mdan sorumludurlar. Zengin ülkelerde doymamış yağlar (mısırözü yağı, ayçiçek yağı, soyayağı) yerine hayvansal doymuş yağların (et, tereyağı, süt) aşırı tüketilmesi ve bu arada kalori bakımından çok zengin bir beslenme, şişmanlığa ve kan lipit düzeyi yüksekliğine (hiperlipemi) yolaçar ve böylece damar sertliğine yakalanma olasılığı yükselir.

Hareketsiz şişmanlarda göğüs anjini ve kalp kası enfarktüsü, hele atardamar yüksek basıncı ve kan lipit düzeyi yüksekliği varsa, çok daha sık görülmektedirler.

Aynı biçimde, beyin damarları ihtilatları da şişmanlarda önemli ölüm etkenleridir. Buna karşılık, şişmanlık bacaklarda atardamar iltihabını (arterit) pek etkilememektedir.

Toplardamar sistemi de, dolaşan kan hacminin artışından ötürü, şişmanlıktan etkilenir.

Ayrıca, şişmanlığa çoğunlukla varisler eklenir.

Romatizma ihtilatları

Kilo fazlalığı, çoğunlukla damla hastalığıyla birliktedir.

Yozlaştırıcı eklem romatizması, özellikle dizlerde görülür ve şişmanlarda, dizlerde eklem kaymalarının (X bacak vs O bacak) sık olduğu ölçüde fazladır.

Kalça ekleminin her adımda büyük yük taşımak zorunda olması, yozlaştıncı kalça eklemi romatizmasının ortaya çıkışını kolaylaştırıcı bir etmendir.

HASTALIĞIN ÖTEKİ BİÇİMLERİ

Çocuklarda şişmanlık

Çocuklarda şişmanlık, erişkinlerdekinden çok daha farklıdır. Genellikle, ergenlik çağma raslayan aşırı bir kilo artışıdır.

Çoğunlukla, aile çevresinin sorumluluğunun büyük olduğu bir besm fazlalığına bağlıdır. Şişman çocukların çoğunun şişman ana-babalardan doğmuş olmaları, hastalığın kalıtımsal olduğunu değil, ana-babanın kötü beslenme alışkanlıklarını ve spora karşı ilgisizliklerini çocuklarına aktardıklarını gösterir. Bazen erkek çocukta kasık bölgesi üstünde fazla yağ bulunması, torbaya inmemiş er-bezlerinden ya da kamışın gelişmemiş olduğundan kuşkulandırabilir. Bunun dışında, yalın bir ergenlik gecikmesi yakınması varsa, hemen hormonlarla ilgili doğuştan bir düzensizliğe bağlı şişmanlık düşünülmelidir. Aslında Frölich hastalığı (adipozo -genital sendrom) vardır; ama, son derece ender raslamr (adenohipofizin yetersiz çalışmasına bağlıdır). Şişman çocukları bekleyen başlıca ihtilat, sonraki yıllarda cinsel üretim yeteneğinin bozukluğu değil, şişmanlığının sürmesi olasılığıdır. Ergenlik sırasında birçok itici güç, kişiyi zayıflamaya yöneltir; karşı cinsi daha çok çekici bir görünüm kazanma isteği, bunların başlıcalarmdan biridir. Bununla birlikte, şişman çocukların yüzde 80′e yakını, erişkin yaşta da şişman kalır ve şişmanlığın yolaçabileceği bütün bozuklukları gösterirler.

İçsalgı bezlerine bağlı şişmanlık

İki içsalgı bezi hastalığı kilo alımına eşlik edebilir? Miksödem (tiroyit bezi yetmezliği); Cushing sendromu.

Miksödem

Kan kolesterol düzsyi artışı (hiperkolestoremi) ve yüzde, deride sıvı artışına bağlı şişlik vardır (ödem).

Cushing sendromu

Yalancı bir şişmanlık yapar. Aslında bu şişmanlık, yağ kütlelerinin bedende anormal dağılması ve daha çok gövdeye ve yüze yerleşerek «öküz boynu» ve şişmiş bir «aydede yüzü» yaratmasıdır. Böğürlerde, uyluklarda ve karında çatlaklar da önemli bir klinik belirtidir.

Ön hipofiz kökenli cücelik ve aşırı insülin salgılanması

Bu bozukluklara eşlik eden şişmanlık biçimleri, gerçek şişmanlık tanımına daha yakındırlar; ama özel olarak incelenmelerini gerektirmeyecek kadar ender raslanırlar.

İlaçlara bağlı şişmanlık

Uzun süreli verem tedavisinden sonra şişmanlığa raslamak alışılmış bir durumdur. Ama şişmanlığın ilaçlardan çok, hareketsizliğe ve yüksek kalorili rejime bağlı olduğu düşünülmektedir.

Daha ender raslanan şişmanlık biçimleri

Hipotalamusu etkileyen ve doyma merkezlerine zarar veren bozukluklar nedeniyle oluşan ender şişmanlık biçimleri vardır. Doyma merkezlerinin yıkımı, normalde doymayı sağlayacak besin miktarları alındığı zaman açlık duygusunun yitmesini engeller. Kazları besiye çekmek için bu mekanizmaya başvurulur. İnsanlarda bir beyin urundan, bir kafa travmasından ya da beyin zarları iltihabından (menenjit) sonra bu tür bozunlara ras-lanabilir.

Gerçek kalıtımsal şişmanlık biçimlerine de çok ender raslamr; bazen ayak genişlemeleri ya da zeka geriliğiyle birliktedirler.

Kortizon türevleriyle yapılan tedavileri izleyen şişmanlık, böbreküstü bezinin aşırı çalışmasındaki gibidir.

TEDAVİ

Şişmanlığın pekçok ihtilatı olduğu için, bütün kilo fazlalıklarının düşürülmesi gerekir’. Aslında böbrek ve karaciğer yetmezliği hastalarını ve sinir hastalarını apansızın zayıflatmak tehlikeli olabilir. Buna karşılık, kalp ve solunum yetmezlikleri, şeker hastalığı ve yozlaştırıcı eklem romatizması, kilo vermenin mutlaka gerekli olduğu durumlardır.

Zayıflamanın mutlaka gerekli olduğunu anlamamış bir kişiyi zayıflatmaya çalışmak boşuna olur; çünkü, düzgün bir beslenme rejimine uymayacaktır. Mutlaka gerekli olduğuna inanılmadıkça da bir zayıflama rejimine başlamamak gerekir. Çünkü bu durumlarda kısa bir süre sonra rejim bırakılır ve tedaviden önceki kilodan daha yüksek bir ağırlığa çıkılabilir.

İlaçla tedavi

Şişmanlığın geçerli bir ilaçla tedavisi yoktur. İlaçlar ancak, hastanın rejimini izlemesine yardımcı olabilirler.

Şişmanlık tedavisinde sidik söktürücüler kullanılmasına hiç bir gerek yoktur; çünkü su yitimine yolaçmalarma karşılık, zayıflamazlar.

Tiroyit hormonuyla tedavi de etkisizdir. Küçük dozda verilirse tiroyit salgısını frenler, ama kilo vermeyi sağlamaz. Yüksek dozda kullanılmasınmsa, tiroyit bezinin aşırı çalışması tablosuna yolaçması tehlikesi vardır.

İştah kesici ilaçlar, bazen kalp-damar sistemiyle ilgili zararlı sonuçlar doğurabilen sinir sistemi uyarıcılarıdır. Tek yararlı yanları, tedavinin başlangıcında hastanın moralini yükseltmeleridir. Ancak, bazı durumlarda ve mutlaka hekim denetimi altında kullanılmalıdırlar. Şişmanları zayıflatmanın tek yolu, beslenmede negatif bilanço yaratmaktır. Aldığından fazla kalori harcamasını sağlamak için iki yöntem vardır: Beden eğitimi çalışmaları; düşük kalorili beslenme rejimi.

Beden eğitimi çalışmaları

Beden çalışmaları, en etkili yöntemdir; ama tek başına uygulandığında önemli kilo yitimleri sağlamaya yeterli olmayabilir. Ayrıca uzun süren çabalar, kalp hastası şişmanlara zararlıdır.

Beslenme rejimi

Düşük kalorili rejim, şişmanlığın tek tedavi kaynağıdır. Kısıtlama, şekerler, yağlar ve alkol gibi en çok enerji veren besinlerde yapılmalıdır. Proteinler, günde beden kilosu başına 1 gr’lık normal oranlarında (erişkin için günde ortalama 70 gr eder) alınmalıdırlar. Izgara etler, ızgara ya da haşlama balıklar, yumurta, bezelye dışında yeşil sebzeler, muz ve üzüm dışında taze meyveler, yoğurt, yağsız beyaz peynir, yağsız süt serbesttir.

Alkollü içkiler, meyve suları, salam, sosis, vb. şarküteri maddeleri, tereyağ ve yağlı maddeler, kuru sebzeler, patates, ekmek, pirinç, hamur işleri, kuru yemişler, yağ çıkarılan bitkiler, reçel, şeker, bal, çikolata, pasta ve şekerlemeler yasaktır. Ayrıca, iştahı azaltmak için yemekleri tuzlamamak ve yeterli miktarda suyu, yemek saatleri dışında almak gerekir.

Besinler sabah, öğle ve akşam alman 3 öğüne bölünmelidir.

Doğal olarak, yemekler arasında «atıştırmak» yasaktır.

Her şişmana izin verilen besin miktarı, rejimin katılığına bağlıdır ve her tedaviyi hekim düzenlemelidir. Genellikle, düşük kalorili rejimler 800-1200 kalori içerirler (orta derecede beden etkinliği gösteren bir erişkin günde ortalama 2 220 kalori harcar).

Uzun süre izlemek koşuluyla böyle bir rejim son derece etkilidir. Bu yolla, 20 kg’lık yağ fazlası olan ve günde 1 800 kalori harcayan bir kişi, kuramsal ağırlığını bulabilmek için 6 ay süreyle 800 kalorilik bir rejim izlemek zorundadır. Bu koşullar bir kez sağlanınca, kilo «yerleştirilmelidir»; bir başka deyişle, kişinin beden etkinliği gözönünde bulundurularak, beslenme, harcanandan fazla kalori kapsamamalıdır.

Rejimin kendisi hiç bir bozukluk yaratmaz. İzlenmesi her şeyden önce istem (irade) işidir. Hastaya yasak yiyeceklerin yokluğunu duyurmamak için, yemekler elden geldiğince çeşitli olmalıdır. Rejimin doğurabileceği tek bozukluk ruhsaldır. Çoğunlukla ve haklı olarak, şişmanların yaşamın üzüntülerini karşılamak için fazla yedikleri söylenir. Bu dengeleme mekanizmasından yoksun bırakılırsa, hastanın kişiliği ters bir darbe yiyebilir ve hırçın, geçimsiz biri olabilir. Düşük dozda ruhsal kaygı giderici ilaçlar, bu hafif ruhsal çöküntü durumunu kolayca alteder.

Gerçekte önlenmesi gereken en büyük olasılık, hastanın rejimi yarım bırakmasıdır. Hasta, evinden başka yerde yemek yemesini engelleyen bir tedavinin gözle görülür tekdüzeliği nedeniyle rejimi bırakabilir. Hızlı bir zayıflama döneminden sonra (ilk aylarda haftada 500 gr gibi), çoğunlukla az ya da çok bilinçli olarak rejimden küçük sapmalar sonucu kilo vermenin durması, hastayı umutsuzluğa düşürebilir.

SONUÇ

Görüldüğü gibi, şişmanlık yalın bir fiziksel görünüm bozukluğu değil, çok tehlikeli sonuçları olan (özellikle, kalp-damar ve metabolizma ihtilatlarına yolaçar) gerçek bir hastalıktır. Kötü beslenme alışkanlıkları, kalori bakımından zengin yemekler, hareketsizlik, tüketim toplumlarında gözlenen kalp atardamarı yetmezliğinden ve damar-beyin hastalıklarından yüksek ölüm oranını açıklar. Şişmanların ortalama yaşam süresi, genel topluma oranla 10 yıl daha kısadır. Bu tek örnek bile, şişmanların vakit geçirmeden, ihtilaflar ortaya çıkmadan önce, düşük kalorili rejimle tedavi edilmelerinin gerekliliğini kanıtlamaya yeterlidir.

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Loading…

0

Comments

0 comments

Kan Kolesterol Düzeyi Yükseklikleri Nedir?

Protein Yetersizliği Nedir?